NE KADAR CESURSUN?

cesaret
Paylaş
 

Cesaret aslında kişinin hiçbir şeyden korkmaması durumu değildir. Ki böyle bir şey mümkün olamaz zaten. Çünkü korku insan olmanın bir parçası. Cesaret, korkuların üzerine gidebilmektir. Cesaret aslında kişinin önce kendi içindeki korkularla yüzleşmesi demektir. Asıl korkular kendi yapabileceklerimizi farkında olamadığımız konularda kendisini gösterir. Biz de bunlar yüzleşmediğimiz onların varlığını tanımadığımız, hatta doğru tanımlayamadığımız zaman korkmaya başlıyoruz. İşte kişinin cesareti tam da bu nokta da ortaya çıkmaya başlıyor aslında.

Yapabileceklerimizin ve yapamayacaklarımızın farkına vardığımızda eylemlerimizi ona göre dizayn edebilecek seviyeye geliyoruz. Peki eylemlerimizi yapabileceklerimize göre şekillendirmenin cesaretle ne ilgisi var? Çok ilgisi var. Cesaret çoğu zaman şiddetle ilişkilendirilir. Fakat şiddet eyleminin bir kişinin ilk tercihi olması onun cesaretli olduğu anlamına gelmez. Çünkü cesaret sahibi bir bireyin sorunu kendi sınırları içerisinde de olsa çözümlemek için çok fazla yolu vardır. Şiddete başvuran bir bireyin eylemselliğini kontrol eden ve tek bildiği yöntem budur. Ve sonuç basit ve hızlıdır. Bedenen kendisi güçlüyse sonuç lehine, karşısındaki güçlüyse aleyhine sonuçlanacaktır.  İki seçenekten başka şekilde sonlanmayacak bir eylemi tercih etmek, sonuçlarının ne olacağını daha fazla düşünmeyi gerektirecek kadar fazla kapıya açılan bir eylemselliği tercih etmekten daha güvenli ve kolaydır. Peki sizce de bu cesaretin tanımıyla çelişmiyor mu? Cesur bir insan gerçekten net olanı mı seçer, yoksa muğlak olanı mı? Cesaret öncelikle kişinin süreci mantığıyla değerlendirebilmesiyle ilgilidir. Yani kısacası cesaret “yürekten” çok beyinle ilgilidir.

Cesur olmadığını, çekingen olduğunu düşünmek aslında çok yersiz. Kişi kendisini tanımak için yapacağı birkaç sorgulamayla başlayabilir çekingenliğini atmaya. Çevresindeki insanların başarılarını analiz ederek  veya başarılı olmuş daha ünlü insanların otobiyografilerini okuyarak kendi değerini anlayabilir. Kişinin kendisiyle kavga etmemesi, barışık olması bu anlamda önem taşıyor. İç dünyada yaşanan savaşlar, kavgalar ve takıntılar bu cesaret yolculuğunu engelleyen en temel faktörler arasında yer alıyor. Kişinin kendisine olan inancını beslemesi gerekiyor. İnanmak, başarmanın en önemli adımıdır. Kendimize inandığımızda gerisi çok hızlı bir şeklide gelecektir.

Cesaret Nerede Başlar?

cesaret

Cesaret aslında kişinin hiçbir şeyden korkmaması durumu değildir.

Bu konuda çocuklukta gelişmeye başlıyor her şey. Çocukluk döneminde birçok şeyi düşünmeden tartmadan söyleyebilecek cesarete sahipken, büyüdükçe çevreden aldığımız uyaranların boyutlarıyla ve biçimleriyle de ilgili olarak söylememiz gereken şeyleri dahi söylemekten çekinir oluyoruz. Burada ailenin önemi çok büyük. Kızan, bağıran, küfreden ailelerde büyüyen çocuklarla, daha ilgili ve makul ailelerde yetişen çocuklar arasında ileri ki yaşlarda özgüven ve cesaret anlamında çok fark oluyor. Korkular çocuklarda özellikle okul dönemlerinde oluşmaya başlıyor. Çevrelerinde şekillenen arkadaşlarının özelliklerine göre de onların cesaretleri ve kimlikleri şekilleniyor.  Örneğin, çocuğun güçsüz yanlarını belirleyen kötü niyetli bir arkadaşı veya kendinden büyük bir çocuğun istenmeyecek davranışlarına maruz kalan çocuk için kaygılar ve korkular başlamış oluyor. Tüm bunlara rağmen cesaret yine de öğrenilebilen bir şey.

Kişinin kendisini tanımasının ardından girişeceği birkaç eylemselliğin başarıyla sonuçlanması ve bunun da çevreden tatmin edici bir şekilde iltifat görmesi kişinin içindeki cesareti pekiştireni geliştiren durumların başında geliyor. Belirli yaştan sonra karakterin bir parçası haline geliyor. Aslında öğrenmemiş zaten hep içinde varmış gibi gördüğümüz bazı “cesur insanlar” da incelendiklerinde çok büyük korkularını bastırmak için yaptıkları dikkat dağıtıcı birçok eylem olduğu farkediliyor.  Bu nokta da aptallıkla ve patavatsızlıkla, cesareti ayırt etmek gerekiyor. Örneğin, cesaret aklına ilk gelen şeyleri, sonunun nereye varacağını düşünmeden söyleyebilmek demek değil, tam aksine bildiklerini kullanarak makul ölçüde gerçekleri söyleyebilmektir.

Bu yazı 43 kere okundu.
  • Site Yorum

4 adet yorum var.

  1. Melek dedi ki:

    Ben bu hayatta fazla cesurnolunmamasi gerektigini. Gordum. Cesur olanlar once zarar goruyorlar. Hatta yanlizca zararlada kalmiyor

  2. merve dedi ki:

    çok güzel bir makale severek okudum aslında her insan cesaretli olabilir.

  3. Cem dedi ki:

    Dediğiniz gibi Cesaret aslında kişinin önce kendi içindeki korkularla yüzleşmesi demektir ama hiç kimse bunu yapamıyor.

  4. tuba dedi ki:

    her insan korkar ama önemli olan korkunun üstüne gitmek

Bir yorum bırak

internetten para kazanma, en güncel saç modelleri